Beyza Boynudelik (d.1975, İstanbul) 1999 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar FakültesiResim Bölümünden mezun olmuştur. 2003 yılında yine Mimar Sinan Üniversitesi resim bölümünde“İmgenin Fotograftan Pentüre Yansımasına Bir Bakış” isimli yüksek lisans tezini tamamlamıştır. Halen aynı üniversitenin Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Bölümünde sanatta yeterlik tezine devametmektedir. Üretiminin büyük çoğunluğunu resim oluştursa da, baskıresim, video, fotograf, heykel, yerleştirme gibi alanlarda da yapıt üretmektedir. Yurtiçi ve yurtdışında çeşitli sergilere, projelere, fuarlar ve sempozyumlara katılmıştır. 2009- 2012 yılları arasında “216 Düşünce ve Üretim Alanı” ileberaber üretimler yapmıştır. Kişisel ve grup projelerinin yanısıra halen @çevrimiçi40dakika ve KRE Kolektif’in de aralarında bulunduğu bazı kolektiflerle projelerine devam etmektedir. Sanatçı, İstanbul’da yaşamakta ve çalışmaktadır.

Beyza BOYNUDELİK
“Ve Bir Tek Naylon Poşetler Kaybolmuyordu” 2019
32x20x10cm
Epoksi heykel
Beyza BOYNUDELİK
“Panopticon” 2013
85 cm
Gözetleme Delikli Pleksiglas
Sanatçı, bugünün bireyinin; gündemi inanılmaz bir hızla değişen kent yaşamında, bir yandan çizilen“ideal metropol insanı” şablonunun içini doldurmaya çalışırken; diğer yandan tepkisiz, duygusuz, neredeyse belleksiz ve yalnız hale gelişinin izlerini, resimleri aracılığıyla görselleştirir.Fastfood haberler ve pembe dizi hayatların, bireyin zihninde, gerçek trajedilerden daha fazla izbırakmasını eleştirirken, bireyin, kayıtsızlık maskesi altında “öteki”ni inceleyen halini bizlere sunmakistemektedir. “Sahte karşılaşmalar” yaşayan statü ve güç odaklı apatik kalabalıkların maskelerini işaretetmek niyetiyle sorguladığı kent insanının aidiyet, samimiyet duyguları ve gerçekliğini araştırmakiçin, kostümler, maskeler , mekanlar ve kimlikler üzerinden önermelerde bulunmaktadır.
Sanatçının aklına takılan karşıtlıkları barındıran işleri, insanın kendini, doğayı ters-yüz / alaşağı etmesi– edebilmesi sebebiyle, aynı anda hem yapıcı hem yıkıcı olan potansiyeline bir göndermeniteliğindedir. Biricik/tek olma ve çoğalma olgusu ile de bu zıtlığı kurgulayan sanatçının hali hazırdaele aldığı konular olan teknoloji-doğa, insan-hayvan ve kent-doğa ilişkileri ise desen ve baskılarındaişlenmeye devam etmektedir. Yapıtlardaki neredeyse gerçek iletişimi unutmuş ve yalnızlaşmış kentinsanı ile kente dair simgesel olgular, doğayla yeniden iletişime geçme çabasındadır. Bu nedenlesosyolojideki “maskeli birey” tanımını sıkça kullanan sanatçının yapıtları, anonim olan ve tanımlı olanında ilişkisinin araştırıldığı bir deneysel alan haline gelir. Daha geniş çerçevede “temas” üzerine düşünen sanatçı, şeylerin negatifi-pozitifi, direkt olma-dolaylılık hali, sahtelik-gerçeklik gibi alt başlıklarla, içerikle beraber teknik denemeler ve göndermeler yoluyla sorularını sormaya devametmektedir. Sosyal medya üzerinden sürekli izleniyor ve sergileniyor olma halimiz ise, ilgilendiği birdiğer konudur. Sanatçının kadın kimliği, kadın olma hali ve cinsiyet politikaları üstüne kendideneyimlerini de kullanarak oluşturduğu yapıtları ise diğer bir üretim serisini oluşturmaktadır.

