Horasan, (d. 1965, Aydın, Türkiye) eserlerinde sadece kötülüğün insanın içine nasıl yerleştiğini, imge kültünün savaşı nasıl anlamsızlaştırdığını, “doğa” ve “kültür “ün çekişmesini, bedenin sakatlanmış ve savunmasız bir et yığını olarak nasıl hayatta kalmayı başardığını göstermekle kalmıyor; aynı zamanda insanın diğer canlılarla kurduğu tuhaf ve vahşi ilişkinin altında yatan nedenleri de gözler önüne seriyor. Çalışmalarında, kendi çektiği fotoğrafların yanı sıra bazen bir antropolog gibi doğa tarihi ve tıp kitaplarından, savaş fotoğrafları albümlerinden yararlanıyor. Bazen de bir arkeolog gibi hareket ederek farklı zaman ve yerler arasında kayıt tutuyor. Gördüklerine, kendisinin de özdeşleşebileceği ve savunabileceği yeni bir anlam boyutu ekleyerek, tarihi sanki adeta başka birisinin tarihiymişçesine yeniden yaratıyor.

Mustafa HORASAN
“İçimdeki Şeytanı Öldürürsen, Meleği De Öldürürsün” 2010
200x80x45 cm
Büyük bir kolajın parçalarıyız. Çocukluktan başlayarak karşılaştığımız travmalar, gelenekler, ahlak değerleri, din öğretileri, kanunlar, tüketim yönlendirmeleri, bize doğruyu göstermeye çalışan büyükler… Yüce iktidar ve kapital, kendi- sini var etmek adına milyonlarca yaşamı alt etmiş ve hayatların tükenişinden palazlanmış bir yapı… Dört yandan kuşatılmışız. Doğuştan kimliklerimizde ne olacağımız belli. Korkutuluyoruz. Korku, en büyük silahı iktidarların. Korkut ve yönet! Grosmarket kapılarında birbirimizi ezen, kampanyalarla bedavaya aldığımızı sanan, metal kafesli market arabalarını ve naylon poşetleri bizden istenen şekilde ve miktarda doldurmaya çalışan zavallı tüketicileriz. Büyük şirketler hayatlarımızı modelliyor. (“Mutlu bir hayat”, “Gelecek sizin”, “Özgürce Yaşa”, “Farklılığı hisset”) Bizim adımıza bizi düşünen iktidarlar var. Ne mutlu Türk’üm diyene…
Mustafa HORASAN
“Portre Serisi” 2003
Tuval üzerine elektronik parçaları, alçı, kum, poliüretan
(5 adet her biri 40×40 cm)
Savaşın kazananı olmaz. İnanç ya da daha ne uğruna olursa olsun gencecik insanları birbirine öldürtmek ve bunun üstünden destan yazmak büyük bir fiyaskodur.
Bu portreler ölen bu genç çocuklara ithaf edilmiştir. Geçmişleri ne olursa olsun nerden gelirlerse gelsinler bilmedikleri bir savaşın içinde yitip gitmiş hayatlarından ailelerinden sevdiklerinden kopartılmış insanların acı dolu hatıralarını bize hatırlatan çalışmalardır.





